Kozmetik ve Sanat

KOSMESİS Yunan dilinde, "Güzelleştirme Sanatı" anlamını taşımaktadır. Kozmetiklerin rolü de bu değil mi? Ancak günümüzde bu tanımlama yeterliliğini kaybetmekte; güzellik kavramı ise, yapay bir dışsal görünümden öte; özgürlükçü bir yaşam felsefesi, iyi hissetme ve karşı tarafta hem uyumlu, hem de farklı olduğu gibi, bir o kadar da pozitif bir izlenim bırakabilme yeteneğine dönüşmekte belki de... Kısacası, güzel görünmenin değil, güzel olmanın zamanı şimdi.

Her ne kadar yakın geçmişte sanat dünyası; kozmetik, moda, estetik, makyaj vb. güncellik kokan konulara, tıp ve bilim dünyası gibi burun kıvırmış olsa da; şimdilerde bohem, çiçek çocuk tarzları yerine; şık, bakımlı, sağlıklı ve genç görünümlü sanatçılar daha bir revaçta...Tabii tüm bu değişimlerin temelinde yatan sebep: SİNEMA!

20. yüzyıla yadsıyamayacağımız şekilde damgasını vuran sinema, 30-40 yıl evvelki salon izleyicisine ulaşamıyor, ancak gelişen teknolojiler sayesinde, evlerin içine girip ( tv, plasma, pc, projeksiyon aletleri ile...), çok daha büyük kitlelere ulaşabiliyor. Estetik, kozmetik ve moda, belki de en kapsamlı deyişle güzellik anlayışı; iki boyutlu bir ekran üzerinden yaşam tarzımızı belirliyor: Siyah japone kollu bluzumuzun altına ne giyebiliriz; esmer tene mavi farla kırmızı ruj gider mi; Gwyneth Palthrow gibi zayıflasak yakışır mı; Türkan Sultan botoks yaptırmış ben de yarın yaptırayım; acı biber kanseri önlüyor hem de cildi nemlendiriyor vs...

Sanat, gerek teknolojik ve estetik birikimi ile, gerekse yaratıcılık özelliğinden dolayı, kozmetik dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır aslında. Nitekim, estetik cerrahlar son zamanlarda, heykelcilik ile uğraşırken; "vücut boyama sanatı" adı altında özgün bir çalışma alanı oluşmuş ve sinemada makyaj teknikleri son derece gelişmiştir. Kozmetik dünyası ise; ışık ve gölge oyunları, gençlik aşıları, şişirici, inceltici, gerdirici veya gevşetici tüm yetenekleri ile fotoğraf, sinema, tiyatro, opera, balede, en sevdiğimiz müzisyenlerin kliplerinde, neredeyse sanatın tüm dallarında karşımıza çıkıyor.

Edebiyat dünyası da, şiiriyle ve romanıyla her dönem estetik kaygılardan nasibini alan sanat dallarından biri... Kozmetik ve sanat konusunu, 20. yy. başları Amerikan şairlerinden, William Butler Yeats' in Dolambaçlı Merdiven ( 1933 ) adlı şiirinden bir pasajla noktalayalım en iyisi...

Yüzümü arıyorum,
Dünya yaratılmadan önce sahip olduğum...

Eğer kirpiklerimi siyaha boyuyorsam
Ve gözlerimi parlatıyor
Ve dudaklarımı ışıldatıyor
Veya her şeyin iyi olduğuna kanaat getiriyor...
Aynadan aynaya...
Hiçlikle oyun olmaz:
Sahip olduğum yüzü arıyorum
Dünya yaratılmadan önce...

Bir erkeğe bakıyorsam ne olmuş
Sanki benim sevgilim gibi,
O sırada kanım buz gibi oysa
Ve kalbim hareketsiz...
Neden benim zalim olduğum düşünülsün
Ya da ona ihanet edildiği?

Ben onda olmuş olanı sevmiştim
Dünya yaratılmadan önce...

Geri Dön