Stres ve Cilt

Stres, organizmanın kendi kendini korumak için geliştirdiği bir otonom bir reaksiyonlar zinciridir. Vücudumuzda üretilen katekolaminler ve kortikosteroidler bu reaksiyonların başlıca sorumlularıdır. Stres küçük dozlarda, hayatımızın idamesi için çok gerekli bir unsurdur. Sınavlar yaklaştığında çalışmalarımızı arttırmamızı; çocuğumuzu düşmek üzereyken tutup yakalamamızı; dışarı çıkarken üstümüzü başımızı daha bir özenle düzeltmemizi bu duruma örnek olarak gösterebiliriz. Ancak her şeyde olduğu gibi, strese de yoğun veya uzun süreli maruz kalmak vücudumuzda bir çok olumsuz değişikliğe sebep olur. Tansiyonu yükseltir, kalp ve damar bozukluklarını arttırır, depresyona yol açar, bağışıklık sistemini zayıflatır, kısırlığa sebep olabilir, yaşlanmayı hızlandırır.

Yapılan çalışmalarda en ağır yaşanan stresler şöyle sıralanmıştır:
Eş yitimi
Boşanma
Tutukluluk, hapse girme
Yakın akraba ölümü
Yaralanma ve hastalık durumları
Evlilik
İşten atılma
Emeklilik
Büyük yaşam değişiklikleri
Yoğun çalışma hayatı
Arkadaşlarla ilişkilerde sorunlar
Aile ve çocuklarla ilgili problemler
Ekonomik problemler
Depresyon ve negatif düşünme eğilimi
Mükemmeliyetçilik

Kişinin strese dayanıklılığını olumlu yönde etkileyen faktörler ise şunlardır:
Sosyal ortam: Yapılan bilimsel çalışmalarda, arkadaşlık, iş ve aile ortamlarında kurulan iyi ilişkilerin, stresten korunmada önemli bir rolü olduğu saptanmıştır.
Özgüven duygusu
Hayata bakış açısı: İyimserlik, olumlu düşünce vb. pozitif duygu durum halleri, stresle baş edebilme gücünü arttırır.
Bilinç seviyesi: Sorunlarla etkin bir şekilde mücadele edebilmemiz için, o konular hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir.
Genetik yapı

Stres ve cilt
Aynen heyecanlanınca artan kalp çarpıntılarımız, sinirlenince nükseden gastrit krizlerimiz veya öfkelendiğimizde tavana vuran hipertansif ataklarımız gibi, cildimiz de stresten ciddi bir şekilde etkilenen organların içinde yer almaktadır. Mesela gergin olduğumuzda salgılanan kortizon hormonları, sivilce oluşumunda artışa sebep olmaktadır. Alopezi veya vitiligo gibi otoimmun kökenli hastalıklarda da, uzmanlar, tetikleyici psikolojik problemlerin varlığı üzerinde durmaktadırlar. Bazen de tırnak yeme, kıl çekme, kaşınma gibi davranış bozuklukları ile seyreden cilt problemlerine şahit oluruz.

Cilt hastalıkları ile psikoloji arasında ilişki olup olmadığı yönünde derin araştırmalar yapılmış ve “ psikodermatoloji “ veya “ cilt psikiyatrisi “ adı altında ayrı bir bilim dalı oluşmuştur. Bu tür çalışmalar ile, tüm deri problemlerinin en az % 30’ unun altında psikolojik etmenler bulunduğu belirlenmiştir. Stres nedeni ile oluşan veya artan bu kozmetik sorunların, bir taraftan kendilerinin de tekrar strese sebep olmaları, olayı kısır bir döngü haline getirmektedir.

Stresin cilt üzerindeki etkileri şöyle özetlenebilir:
Cildin nem ve yağ dengesini bozarak yağlı cilt, akne oluşumu, seboreik dermatit
Allerjik reaksiyonlar
Egzema
Psöriasis
Aşırı terleme
Kaşıntı
Rosacea
Siğil
Ürtiker
Kepeklenme problemleri
Cilt kanseri
Saçların dökülmesi ( alopezi ) ya da beyazlaşması: Stres yaşanmasından sonraki ilk 3 ay içinde saçlarda dökülme beklenebilir. İyileşme ise 8-10 ayı bulabilir.
Bazı insanlarda tırnak ve saç uzamasının yavaşlaması
Trikotillomani, tırnak yeme ve parmak emme gibi davranış bozuklukları ile gelişen saç ve tırnak sorunları: Tırnaklarda kolay kırılma, enine çizgilenmeler, şekil bozuklukları görülebilir.
Göz, alın ve ağız çevresinde kasılmalar sonucu yüz mimiklerinde değişme, dolayısıyla kırışıklık oluşumu
Bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu dudaklar, burun veya komşu bölgelerde uçuk
Zona
Stres altında bozulan kan dolaşımı ile, kılcal damar genişlemeleri ve varisler
Yara iyileşmesinde yavaşlama

Tedavi
Yoga, meditasyon, egzersiz vb. stresle başa çıkma yolları
Sosyal aktivite ve paylaşımların arttırılması
Davranış terapileri
Antidepresan vb. ilaç kullanımı

Geri Dön