Sigara ve Cilt

Sigara, direkt kan dolaşımına, dolayısıyla oradan cilt yapısının derinliklerine intikal eden 4000’in üzerinde toksik madde içermektedir. Bu toksinlerden nikotin, deri damarlarının en uçlarında vazokonstrüksiyon yani daralmaya yol açtığından, cilde gelen kan miktarının azalmasına sebep olur. Kanla taşınan, canlı organizmanın en önemli ihtiyacı olan oksijenin ve vitamin A gibi önemli besin maddelerinin azalması; atık maddeleri ( ölü hücreler, yağ atıkları gibi ) taşıyan döngünün yavaşlaması; serbest radikal oluşumlarının artması; derinin kendini yenileyecek ve toparlayacak ortamı kaybetmesi demektir. Oksijen miktarı azalmış olan kanın bir taraftan yoğunluğu da artmıştır. Bunun sonucunda cildin kollagen ve elastin miktarı azalır; yara iyileşmesi süreci belirgin şekilde uzar; kırışıklıklar ve sarkmalar zamanından evvel ve daha belirgin şekilde ortaya çıkar. Tek bir sigara içiminin bile, parmak uçlarındaki kan akımlarında, 1-1,5 saat süre ile, % 25-30 civarlarında azalmaya yo açtığını gösteren çalışmalar mevcuttur.

Sigaranın içindeki nikotin dışı maddelerin olası etkileri, nikotin kadar çok araştırılmamıştır ve çoğu gıda endüstrisinde katkı maddesi veya koruyucu olarak kullanılmaktadır. Ancak gastrointestinal ( ağızdan, oral ) yolla alınan bu maddelerin etkilerinin, yanarak ortaya çıkan ve solunum yolu ile alınan ürünlerin etkilerinden daha ılımlı olacağını düşünmek yanılgı olmaz.

Kronik ve yoğun sigara tiryakilerinde, cildin yıpranmış, hafif bozlaşmış gri rengi o kadar karakteristiktir ki, 1985’ te Dr. Douglas Model tarafından “smoker’s face” (tiryaki yüzü) olarak tanımlanmıştır:
-Özellikle dudakların her iki yan tarafından aşağı ve yukarı doğru meyleden ve gözlerin dış kenarlarında belirgin kırışıklıklar; çenede yüzeyel, yanaklarda ise derin ve yüzeyel şekilde gözlenen çizgilenmeler,
-Bazen cildin kaba, pürüzlü görünümüne eşlik edebilen, yanaklar başta tüm yüz cildinde kemik yapıyı belirgin hale getiren zayıf, yorgun ve sağlıksız görüntü,
-Ciltte hafif hiperpigmente ve atrofik görünüm,
-Deri renginde mor, turuncu, kırmızı karışımı, bozlaşma tarzında değişiklik.

Dudak ve göz kenarlarında oluşan kırışıklıklar; sadece sigaranın toksik etkilerine değil, içerken dudakların çekme hareketi ve de dumandan korunmak üzere sıkça tekrarlanan göz kısma hareketlerine de bağlanmaktadır. Ancak sigaranın deri üzerindeki olumsuz etkileri yüz cildi ile sınırlı değildir. Bunun yanı sıra, tırnakların sararması, dilde kahverengi-siyah renk değişikliği, gingivit ( diş eti iltihabı ), kırılan cansız saçlar tiryakilerde sıkça görülen değişikliklerdir. Tüm vücudun kan akımı etkilendiğinden, yaşlanma belirtilerinin diğer bölgelerde de erken görülmesi sürpriz olmamaktadır.

Ayrıca sigara kullanımı, psörasis, atopik dermatit, kontakt egzema, akne, epidermik kist (özellikle kulak etrafında), hidrozadenit, ürtiker vb. alerjik reaksiyonlar gibi bazı cilt hastalıklarının sıklığını da arttırmaktadır.

Tüm bu kozmetik olumsuz etkilerinin yanında, daha da kötüsü, sigara kullanımı “skuamöz hücreli karsinom” dediğimiz cilt kanseri sıklığını belirgin oranda ( 3 kat daha fazla ) arttırır. Özellikle alt dudak ve ağız boşluğunda “epidermoid karsinom” oluşumuna da neden olduğu bilinmektedir. Son 30-40 yıldır, sebep olduğu akciğer hastalıkları (akciğer kanseri, KOAH…) ile gündemde olan sigara; deri, boyun, meme, mesane kanserlerinde de etyolojisi ispatlanan bir ajana dönüşmekte ve batıda, yılda 5 ölüm vakasından birini teşkil eden, temel önlenebilir hastalık ve ölüm sebeplerinin başında sayılmaktadır.

Maalesef ki sigaranın toksik etkileri, kadınlarda erkeklere göre çok daha fazladır. Bu grup kalp krizi, inme ve akciğer kanserine yakalanma riski açısından, sigara tiryakisi erkeklere göre iki kat daha fazla risk taşır. Akciğer kanseri sırasında erkeklere göre ölüm oranları 3 kat yüksek, sigara kullanmayan hemcinslerine göre erken menopoza girme riskleri artmıştır.Tiryaki erkekler, olumsuz kozmetik etkilerden de kadınlara nazaran daha az etkilenirler. Son zamanlarda, özellikle batılı toplumlarda, kadınlar arasında akciğer kanseri ölüm sebepleri arasında birinci sırayı almaktadır. Tüm bunların yanında, yine maalesef, kadınlar sigara bırakma konusunda, karşı cinslerine göre daha başarısızlar. Her ne kadar eğitimli toplumlarda sigara kullanımı oranları, bütünsel anlamda düşse de, içiciler arasında kadın tiryaki oranı gün geçtikçe yükselmektedir. Güzellik ve de kozmetiğe bunca değer veren kadınların bu konudaki tutumları çelişkili görünmekte…Ancak güzelliği “aşırı zayıflık” (kaşeksi) ile bağdaştıran moda anlayışları günümüzde oldukça revaçta… Bu gidişle, ağız tadını, bol kalorili leziz besinler yerine, bir iki nefes sigara tüttürerek karşılamaya çalışan ve de bu yolla ( sağlığı pahasına ) ince kalmaya çalışan veya özellikle erkek egemen toplumlarda kendini bu yolla ispatlamak isteyen kadınların sayısı artmakta gibi görünüyor.

Her ne kadar sigaranın vücut sağlığımız ve de spesifik olarak derimiz üzerine negatif etkilerinden bahsetmiş olsak da, son zamanlarda, içinde bulunan nikotinin vücutta görevli doğal bir nörotransmitter oluşundan yola çıkılarak, vazokonstrüktör, immunsüpresif ve antienflammatuar özelliklerinden dolayı dermatoz vb. cilt hastalıklarının tedavisinde yeri olabileceğine dair çalışmalar mevcuttur. Eski çağlarda, tütün yaprakları ve özü, şamanlar ve yerli kabileler tarafından yara bakımında da kullanılmıştır.

Ancak deneysel düzeyde izleyebildiğimiz bu son çalışmaları göz ardı edebiliriz ve de konuyu şöyle özetleyebiliriz:
Her paketin üzerinde belirtildiği gibi “SİGARA SAĞLIĞA ZARARLIDIR” ve de güneş ışınlarından sonra cildimizi yaşlandıran ikinci en önemli faktördür.

Geri Dön